gop gaziosmanpaşa ak parti chp iyi parti mhp
DOLAR
8,3968
EURO
10,1728
ALTIN
503,33
BIST
1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Salı Gök Gürültülü
22°C
Çarşamba Gök Gürültülü
22°C
Perşembe Gök Gürültülü
26°C
Cuma Gök Gürültülü
27°C

İbrahim Neşeli

1975 Razgrad (Bulgaristan) doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Gaziosmanpaşa'da tamamladıktan sonra İtalya'ya yerleşmiş ve uzun süre orada yaşamıştır. 2009 yılında Türkiye’ye dönerek uluslararası lojistik sektörüne girmiştir. Halen uluslararası lojistik alanında çalışıyor olup Avrupa ülkelerine seyahat etmektedir. İtalyanca, İngilizce ve Bulgarca bilen Neşeli, Gaziosmanpaşa Karlıtepe Mahallesi’nde ikamet etmektedir.

Bak sen şu Vikinglere

30.05.2021
0
A+
A-

Buzların ve ormanların arasında akıl almaz bir krallık. ‘Kurtların, Vikinglerin, sarışınların ve hayallerini gerçekleştirmek isteyenlerin ülkesi’ diye duymuş ve okumuştum bu İskandinav ülkesini. Şimdi kendim gidiyordum İsveç’e. Bakalım, duyduklarıma ve okuduklarıma benziyor muydu? Beni ne kadar şaşırtabilirdi.

Uzun bir yolculuktan sonra İskandinavya’nın orta dünyasındaydım sonunda ve ilk şaşkınlığım kuzeydeki bu yeşillikti. Bir ülke nasıl bu kadar yeşil kalmıştı. Bu yeşilliğe hayran kalmışken bir kahve içmek için bir yer buldum. Fakat bana çok kibar bir dille yer olmadığını söylemelerine rağmen, ben bir masayı işaret ederek, bir şey yemediklerini ve sadece oturduklarını, belki de kalkmak üzere olduklarını söyledim. Evet, sıkı durun ikinci şaşkınlığım; “Burası krallıkla yönetiliyor olabilir ama gelen kral da olsa misafirimizi kaldıramayız” denmesi oldu. Birbirimize selam vererek ve gülümseyerek ayrıldım.

Hemen, konu daha sıcakken bir bilgi vereyim bu arada; İsveç ile ilgili araştırmalarınızda şununla karşılaşıyorsunuz: Bir araştırma kuruluşu olan the Economist Intelligence Unit İsveç’i ‘ülkenin monarşik yönetimi nedeniyle demokratik olarak sınıflandırmanın zor olmasını belirterek buna rağmen ülkeyi 167 ülke içinde en demokratik ülkelerden biri olarak tanımlıyor. Kuruluşun 2020 raporunda da 3. sırada yer alıyor İsveç. Türkiye ise ne yazık ki 104. sırada yer alıyor. (Economist Intelligence Unit democracy index 2020)

İkinci durağım Başkent Stockholm’dü. Hala Osmanlı ile bağlantılı özellikler bulunan bu şehirde görülmeye değer şeyler var. Bir ülkenin metro istasyonları sanat eserine dönüşebilir mi? Söz konusu İsveç ise cevap evet. Dilimizden sürekli düşürmediğimiz ‘turizmi canlandırmak’ sözü tam da bu noktada insanın aklını kurcalıyor. Kayaların üzerine kurulmuş bir şehir ve ulaşım için dağ taş delinerek yapılan metro istasyonlarının her biri ayrı bir sanat eserine dönüştürülmüş. İnsan sadece merakından bir istasyondan öteki istasyona geçmek istiyor, ‘acaba beni orada ne karşılayacak’ diye.

Dikkatimi çeken diğer bir şey ve hatta aslında bu bir lütuf değil dedirten şey de; evinde iki kedisi ve bir köpeği olan biri için önem arz eden bir konu. Eğer evcil hayvanınız doğum yaptıysa 6 ay doğum izni kullanabiliyormuşsunuz, konu evcil hayvanken 6 ay ise ‘ya çocuğum olduğunda durum ne’ demeden edemedim. Bolca şaşıracaksınız demiştim; çocuğunuz olduğunda tam 480 günlük izniniz varmış ve babaların bunun 90 gününü çocukla vakit geçirmek için kullanmaları zorunluymuş. İsveç bununla yetinmeyip bunu yasa ile de sabitlemiş. Bitmedi; bebek arabasıyla binmiş olduğunuz herhangi bir toplu taşıma size ücretsiz. ‘Yeter ki doğurun’ mantığından öte bir şey. Yani bizdeki gibi ‘4 çocuk doğurun, Allah rızkını verir’den ibaret değil olay.

Lise öğrencileri onlara ödenen ödenekten bir kısmını biriktirerek tatile çıkabiliyormuş. Şaşırmayayım da ne yapayım! Benim bildiğim; öğrencinin borcu olur, kredisi olur, gözünü taksitle açar. 🙂

Ülkede sadece iki kişi özel şoför kullanıyormuş, biri kral diğerini de sadece özel günlerde başbakan. Peki işsizlik niye yok? Özel şoför yoksa işsiz şoför olmalı dedim ama kendilerince buna da bir slogan bulmuşlar; “Taksi durağı işletmiyoruz”. Bu kadar şaşırmaya dayanamamış olmalıyım ki; anlatmaya doyamadım, ben bir kahve içerken siz okurlarla ‘sohbete devam edelim’ dedim. Çevremdeki herkes o kadar sade giyimli o kadar gösterişten uzaktılar ki insan kendi üstünde ne olduğunu bile bir an unutuyor. Kimse kimseye tepeden bakmıyor gibi. Hatta İsveç’te kimse kimseye bakmıyor; eğer bir İsveçli size 3 saniyeden fazla bakmışsa ya fermuarınız açıktır ya üzerinize ketçap dökmüşsünüzdür ya da sizden hoşlanmıştır. Benim için ‘bunların hiç biri olmadığına göre’ ortalıkta hayalet gibi dolaşıyordum sanki.

Birden gözüm saatime takıldı, hemen kalkmam gerektiğini fark ettim. Çünkü İsveçliler tanıdığım en dakik insanlardı. 2 dakika geç gitsem biliyorum ki beklenmemişimdir. Belki de düzen ve çalışkanlıkları buradan geliyor. Ülkede kimse kimseye unvanla seslenmiyor, kartvizitlerde unvan yazmadığı için gittiğim şirketlerde de herkes aynı gibi. Tuhaf şey doğrusu, adam yıllarca okumuş ve doktor olmuş şöyle ağız dolusu ‘Ben Doktor Fuat’ demesin mi yani? İnsanı insan yapanın isminin önündeki unvan olmadığını İsveçliler yıllar önce bulmuş, benden bir alkışı daha aldılar doğrusu.

Tahminim o ki; gelen tüm misafirlerinden bu alkışı alıyorlardır.

Ben yaşarken bunlara özendim, belki siz de okurken özendiniz.

Cennet coğrafyamızdan, güzelim ülkemizden gidelim, vazgeçelim diye değil, bunları ve hatta daha iyisini yapalım diye anlattım… Öncelikleri ‘gösterişten uzak olan’ bir yönetim anlayışına muhtacız. Hatta bu kısmı bir İsveç atasözü ile taçlandırayım: “Cebinizdeki bir parça ekmek, şapkadaki tüylerden daha iyidir.”

Kim bilir belki bir gün başarırız…

Siz bu satırları okurken ben İsveç’ten Norveç’e gidiyor olacağım…

 

Stockholm / İSVEÇ

 

ETİKETLER: , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.