gop gaziosmanpaşa ak parti chp iyi parti mhp
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Açık
23°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
21°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
19°C

Erhan Avcı

1988 Biga/Çanakkale doğumludur. İlk,orta ve lise öğrenimini Biga’ da tamamlamıştır. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünü 2011 yılında tamamlamıştır. 2014 yılından bu yana Milli Eğitimde Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Yedi yıldır Gaziosmanpaşa Küçükköy’de yaşamaktadır.

Çünkü İnsan Sosyal Bir Varlık

23.01.2022
0
A+
A-

Pandemi sürecinden tüm meslekler gibi öğretmenlik mesleği de etkilendi.  Okullarda eğitim yapan öğretmenler, mesleklerini teknolojik araçlar ile çevrimiçi yapmak zorunda kaldı. Bu durum bize eğitimin ve eğitimin temeli öğretmenlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Öğretmenlik mesleğinin önemini daha iyi anlamak için bazı kavramları tam olarak bilmek çok önemli.  Bu kavramlar  “eğitim” ve “öğretim”dir. Genel manada eğitim, bir insanın; duygusal, bedensel, zihinsel olarak sahip olduğu yeteneklerini belirlenen amaç doğrultusunda geliştirmesidir. Öğretim, eğitimin okul içindeki bölümünü kapsayan kısmıdır. Diğer bir ifadeyle öğretim, eğitimin okullarda planlı, programlı ve profesyonel kişiler tarafından verilen bölümüdür. Eğitim ve öğretimi sağlayan kişiler de öğretmenlerdir. Bu üç kavramı incelediğimizde birbiri ile sıkı bir ilişki olduğunu ve bir bütünü oluşturduğunu görüyoruz.

Uzaktan eğitim sürecinde bütünü oluşturan parçalardan biri olan eğitimin bazı yönlerinin, tam olarak verilemediği görüldü. Yani eğitimin duygusal ve sosyal boyutunun istenildiği gibi verilmediği görüldü  ki bu eksikliği gidermek  için Milli Eğitim Bakanlığı yaz aylarında telafi programları uyguladı.  Peki bu sorunun temeli nedir? Neden uzaktan eğitim sürecinde bu sorun aşılamadı? Bu sorunun temeli;  öğrencilerin eğitimi -fiziken birlikte olduğu ortamlarda- okullarda almamasıydı. Çünkü insan sosyal bir varlık. İnsanların eğitmininin de sosyal ortamlarda gerçekleşmesi gerekir. Günümüzde bu sosyal ortamlar  okullardır. Öğrenciler okullarda sadece bilgiyi öğrenmiyorlar. Arkadaşlık ilişkilerini, paylaşmayı, kurallara uymayı, birbirlerinin haklarına saygılı olayı, fedakarlık yapmayı, birlikte hareket etmeyi  öğreniyorlar. Yani duyasal ve sosyal öğrenme gerçekleştiriyorlar.

Peki bu öğrenmeyi nasıl gerçekleştiriyorlar ? Bunun birçok yolu var ama en önemlisi “Model Alarak Öğrenme (Taklit Yoluyla Öğrenme )”dir. Model alarak öğrenme; başka insanların davranışlarını gözleyerek ya da onları taklit ederek öğrenme yoludur. Öğrenciler de arkadaşlarını ve öğretmenlerini rol model alarak öğreniyorlar.  İşte uzaktan öğretim sürecinde öğrenciler rol modellerinden yani arkadaşlarından ve öğretmenlerinden uzak kaldıkları için yeterince duygusal ve sosyal öğrenmeyi gerçekleştiremediler.

Öğrencilerin rol modollerinden en önemlisi de öğretmenlerdir ve hiçbir zaman bu değişmeyecektir.

Neden bu kadar kesin konuşuyorum? Hemen açıklayayım.

Size yapay zekanın ne kadar geliştiğini anlattığım bir önceki yazımda (Yazıyı okumak için linke tıklayınız) GPT-3 adı verilen günümüzün en iyi yapay zekasının neler yapabildiğini anlatmıştım. Gelecekteki yapay zekaların da neler yapabileceğine  değinmiştim. İşte insanın yerine geçebilecek en yüksek teknoloji olan bu yapay zekanın bir gün öğretmenlerin bile yerine geçebileceğini düşünen ve ‘savunan’ bir kesim var. Peki siz şimdi bir dakika düşünün: Çocuğunuzun böyle bir teknolojik araç ile eğitimini tamamlamasını ister miydiniz? Cevabı ‘Evet’ olanlara ikinci bir sorum geliyor: Bunun gelecekte olmasını isteyenler, şu geçirdiğimiz uzaktan eğitim-öğretim sürecinde çocuklarınızdaki değişim sizce olumlu muydu? Cevabınız yine ‘Evet’ ise ; tebrikler… Büyük ihtimalle çocuğunuz her koşulda başarıyı yakalayacaktır. Önü açıktır, korkmayın! Peki ya cevabı daha ilk soruda ‘hayır’ olanlar, sıra sizde.

Bir sene boyunca uzaktan eğitimle sene sonunu getirmeye çalışan öğrencinin; günde 7 saat bilgisayar karşısında oturmaktan kaynaklanan duruş bozukluğu, göz bozukluğu, odaklanma sorunu, dikkat eksikliği, hareketsizlikten kaynaklanan obezite, iletişimsizlik, ekran bağımlılığı gibi birçok sorunu var artık. Tüm bu sorunların biri ya da birkaçı ile mücadele etmek zorunda kalan aileler, gelecek yapay zekanın tüm bu sorunlara çözüm olacağını sanmıyordur büyük ihtimalle. Çünkü işiniz zordu, daha da zor oldu.

Öğretmenlerin okulda sağladığı düzeni ve otoriteyi evde sağlamanın ne kadar güç olduğunu gördünüz.

Eğitimin önce evde başladığını yıllardır tekrarlayan bizler, evde başlayan eğitimin ancak okuldaki öğretimle sağlıklı bir şekilde tamamlandığını acı bir şekilde tecrübe etmiş olduk.

Çünkü öğrenci-öğretmen-veli-okul zincirinden biri eksik olursa eğitim eksik kalır.

Okul ortamı olmadan, arkadaşları ile bir arada olmadan ve önemlisi öğretmeni ile göz teması kurmadan yapılan bir eğitim-öğretimin ancak telafisi olur, faydası olmaz. Öğretmen sadece ders anlatan değil, öğrencisinin yüreğine dokunandır. Biraz klasik olacak ama ‘vicdan’ mesleğidir. İş ahlakı bir yana öğrencisinin derdi ile dertlenen, mesai saati diye bir kavramı olmayan mesleğin yerine geçebilecek ‘vicdanlı’ bir yapay zeka üretebilirlerse belki diyebiliriz? Çünkü yapay zeka bilinç ve öz farkındalıktan yoksundur, mizah anlayışı yoktur, güzelliği, sanatı, aşkı asla takdir edemez, yalnızlık gibi bir duyguyu asla hissedemez; başka insanlara, hayvanlara ve çevreye empati duyamayaz; müzikten asla zevk alamaz. Yani duyguları ve sosyal anlayışları yoktur.

Bütün bunlardan eksik olan bir teknoloji öğretmenin yerine geçebilir mi? Asla geçemez ve hiçbir zaman da geçemeyecektir. Bu yüzden eğitimde, öğretmenin rolünü unutmamalıyız. Öğretmenlere gereken önemi ve özeni göstermeliyiz. Çünkü hiçbir şey öğretmenin yerini tutamaz.

ETİKETLER: , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.