gop gaziosmanpaşa ak parti chp iyi parti mhp
DOLAR
8,5429
EURO
10,3589
ALTIN
509,42
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Perşembe Gök Gürültülü
25°C
Cuma Gök Gürültülü
26°C
Cumartesi Gök Gürültülü
27°C
Pazar Gök Gürültülü
26°C

Bülent Değer

1967 Stuttgart (Almanya) doğumludur ve aslen İzmirli’dir. İlk ve orta öğrenimi İzmir’de tamamlamış ve iş hayatına atılarak özel sektörde satış-pazarlama uzmanı olarak çalışmıştır. Halen eğitimine Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünde son sınıf öğrencisi olarak devam etmektedir. 2014 yılından bu yana Gaziosmanpaşa Hürriyet Mahallesi’nde yaşamını sürdürmektedir.

Geleceği siz tayin edeceksiniz kadınlar

23.03.2021
0
A+
A-

‘Kadın …’ diye başlayan mesele; eşit başlayan ama eşit devam etmeyen bir meseleyi anlatıyor herkese…

Annemiz, kardeşimiz, kızımız, eşimiz, kuzenimiz, kan bağı olsun olmasın, sınırlı yaşamımızda erkeğin hayat dengesidir kadınlar. İnsan soyunun devamı için biyolojik farklılık dışında her insan doğarken şaplağı yediğinde ağlayarak eşit gelir dünyaya…

Ama:

Ne yazık ki cinsel ayrımcılık, hayata merhaba derken yediğimiz şaplakta eşit olduğumuz çıkarımına rağmen hat safhada seyrediyor. ‘Kadına Yönelik Şiddet’ içeriklerini görüyor, okuyor ve duyuyoruz. Özellikle cinsel ayrımcılık söylemleri de buna eklendiğinde, zerre vicdanı olmayanlar, başta kadınlar olmak üzere gücünün yettiği her canlı ve nesneye şiddet uyguluyor. Tüm bu olaylara neredeyse her gün rastlıyoruz.

Evet, ben bir psikolog veya sosyolog değilim, orta yaş sıradan bir bireyim, ama detaycı bir gözlemciyim.

Daha fazla detaya inmek lazım.

İşte tam da bu noktada Aile giriyor işin içine.

Sosyal hayatı şekillendiren ebeveynlerin aldığı eğitimden ziyade, aldığı aile terbiyesi çok daha etkili olduğu kanısındayım. Her ne kadar baba yaşamı boyunca kol kanat germiş olsa da, insan doğduğu andan itibaren annesinin himayesi ve eğitimi altında yaşama hazırlanır…

Ebeveynler en azından, şahit oldukları, duydukları veya hatta yaşadıkları sıkıntı ve zorlukları ilerde yaşamamak ve başkalarının yaşamamaları için gelecek nesli bu konuda iyi yetiştirmeli.

İşte bu aşamada en önemli rol, artık günaşırı şahit olduğumuz üçüncü sayfa haberi olmaktan kurtulamayan, erkek egemen toplumda ilkel çağ zihniyetiyle sahip olunan bir mal olarak algılanan, öte yandan benim ise zeka ve pratikliğine çok güvendiğim, Türk destanlarına da konu olan hanlar hanının eşinin unvanı olan “han’ım’lara düşmekte. Özellikle Annenin çocuğu ile geçirdiği zaman düşünüldüğünde buradaki payının çok önemli olduğu kanısına varıyorum. Kız-Erkek evlat ayırmadan onları zorlu bir yaşama hazırlarken, bu konuda eğer anne kendini yeterli göremiyorsa, öncelikle yakın çevresinin tecrübelerinden, konuyla ilgili uzmanların kitaplarından veya en azından çokça vakit geçirilen internetten faydalanabilir.

Aile ile başladık, peki ya sonrası?

Cevap; okul ve eğitim. Her ne kadar okul yaşantısı ve öğrenim kalitesinin yüksek olması beklentisi daha çok göz önünde olsa da, özellikle okul öncesi eğitimleri sırasında çocuğun ilkin hümanist olmayı, empati kurabilmeyi öğrenmesi ileriki yaşlarda yaşanabilecek sorunlara daha insancıl yaklaşmasına büyük katkısı olacağı aşikardır.

‘Aile-Okul-Eğitim Üçgeni’ içerisinde tüm bu konuları konuşurken; bir ‘Kuşak’ tespiti giriyor devreye. ‘Onlar öyle, yapacak bir şey yok’ tarzında cümleler çıkıveriyor ağızlardan.

Evet, X kuşağını temsil eden bir birey olarak, dijital teknoloji tutkunu (ve esiri) Z ve Alfa kuşağı düşünce yapısını anlamakta biraz zorlansak da bazı şeyleri görüyoruz, tespit ediyoruz. Dijital teknolojiyi yaşam felsefesi olarak kabul eden bu kuşakların, gerçek yaşamla sanal dünyayı birbirine karıştırdıklarını görmek hiç de zor değil. Oynanan bir sanal oyundaki gibi oyun bittikten sonra (Game Over), yeniden oynamak  (Fight) değil ne yazık ki hayat. Bu nesillerin bu derece asosyal ve ötesinde makineleşmiş davranışlar sergilemesi onların yukarıda bahsettiğim Aile-Okul-Eğitim üçgeninden kopuşlar yaşamasına sebep oluyor.

Bu olgularla birlikte; ülkede yönetici pozisyonunda bulunan insanların ayrıştırıcı söylemleri, günümüzde yaşanan sosyal olaylar ve ‘Reality Show’lar da tanık olduğumuz bireylerin ruh halinin yüzüne vuran umursamaz tavırları, sosyal birey ve çekirdek aile kavramlarının ayaklar altına alındığı gün gibi görünen TV programları da bu duruma eklendiğinde, tüm bu olayların farkında olmayan bireyler ortaya çıkıyor.

Ne yapacağız, “bu kuşak böyle yetişiyor, arada kuşak farkı var” deyip geçecek miyiz? Hayır. Aile-Okul-Eğitim üçgeni içerisinde tüm durumları takip ederek çözümler bulacağız, bulmak zorundayız. Yoksa ‘Kadına Şiddeti’ gelecekte nasıl yok edeceğiz?

Her ne kadar hoşgörülü nesil için 2-3 kuşak geçmesi gerektiğini düşünsem de geleceği kurtarabilmek adına an itibarı ile işin ucundan tutulması gerektiğini düşünüyorum. Genel ahlak kuralları çerçevesinde her bireyin hayatını özgürce yaşayabilmesi için en büyük sorumluluk en başta insan sevgisini aşılaması görevi annelere, siz kadınlara düşüyor. Ancak bu şekilde empati kurabilen, olayları iyi analiz eden nesiller yetiştirebiliriz. Güç sizde kadınlar. Lütfen bu konudaki sorumluluğunuz bilinciyle hareket edin. Özveri gösterip bu konudaki görevinizi ifa etmek için elinizden geleni yapın.

***

Bu arada ilçemiz Belediye Başkanı Sayın Hasan Tahsin Usta’nın, (Her ne kadar salgın süreci yaşıyor olsak da) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü belediye binası içinde personelle kutlamak yerine, kadınlarımızı daha öne çıkarabilecek projelerle kutlaması elbette bizleri daha mutlu ederdi. Umarım gelecek günlerde, belediyemiz ve belediye başkanımız kadınlarımızın hayatın içinde daha çok yer alması için çalışmalar yapacaktır.

***

İlk yazımın heyecanı ile karşınızdaydım. Sürç-i lisan ettiysem affola.

Tüm Gaziosmanpaşalı kardeşlerime sağlık ve esenlik dolu günler dileklerimle…

ETİKETLER: , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.