gop gaziosmanpaşa ak parti chp iyi parti mhp
DOLAR
8,5429
EURO
10,3589
ALTIN
509,42
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
23°C
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Perşembe Gök Gürültülü
25°C
Cuma Gök Gürültülü
26°C
Cumartesi Gök Gürültülü
27°C
Pazar Gök Gürültülü
26°C

Tamer Bağlan

1998 yılında İskenderun’da (Hatay) doğdu. 2016 yılında İKEM Kolejinden mezun oldu. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği ve İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset bölümlerinde eğitimine devam ediyor. İki yıldır İstanbul Bilgi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü yönetiminde görev alan Bağlan, ayrıca bir özel eğitim kurumunda öğrenci koçluğu yapıyor. Gaziosmanpaşa Karayolları Mahallesi'nde ikamet ediyor.

Lebaleb eğitim sistemi

03.04.2021
0
A+
A-

EĞİTİM SİSTEMİ mi SİSTEMİN EĞİTİMİ mi?

Pandemi sürecinde eğitim sistemimizde neler oldu?

Dünyanın gündemi haline gelmiş korona virüs salgın sürecinde eğitim sistemimiz yine eleştirilerin odak noktası haline geldi. Aslında Türkiye’de eğitim sistemi değil, sistemin eğitimi söz konusu olduğu için eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor. Durmadan açılıp kapanan okullar ile hem öğrenciler hem öğretmenler hem esnaf, hem de ev sahipleri resmen bir askeri kışladaymış gibi eğitime tabii tutuluyorlar. Her açılıp kapanmada hayal kırıklığına uğrayanlar bu duruma bir çözüm bulunması için seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

*

Öğretmenlerin ve öğrencilerin uzaktan eğitim sürecine hala alışmakta güçlük çekmelerine rağmen aç-kapa eğitim sistemimizde bu defa da yüz yüze eğitimin simülasyonu tekrardan başladı. Velilerin okul bahçelerinde yarattıkları kalabalık, sınıflardaki lebaleb doluluk, okullardaki hengame de göz önüne alındığında okulları açmanın ne kadar sağlıklı! olduğu düşüncesi aklımıza geliyor. Tüm toplumun bu süreçte ne denli önlem aldıklarını, ne denli hassas olduğunu biliyor ve görüyoruz. Bir tarafta hijyenik olduğu iddia edilen okullar, diğer tarafta sürecin daha sağlıklı ilerlemesini isteyen veliler var. Neler olacak? Bu durum vaka sayılarını nasıl etkileyecek? Hep birlikte göreceğiz

*

Önlem önlem diye haykırdığımız bu süreçte ne kadar önlem alınıyor gelin bir de buna bir göz atalım.

*

Okullarda ateş ölçer ve dezenfektan dışında hiçbir önlem alınmadığına dair sayısız şikâyet olduğunu duyuyor, görüyoruz. Birçok okulda ya veliler ya da okul idarecileri bu malzemeleri temin etmişler. Milli eğitimden ise yalnızca maske desteği sağlanmakta. Bunu bütün vicdanlara sormak gerekiyor. Önlem bunun neresinde?

*

Özellikle bu süreçte her okulda bir sağlık personeli bulunması gerekirken ve hali hazırda atanmayı bekleyen sayısız sağlık personeli varken bu durumu her iki taraf açısından olumluya çevirmek mi yoksa her zamanki gibi kayıtsız kalmak mı? Yorumu size bırakıyorum sevgili okurlarım.

*

Okulların açılacağı haberi açıklandıktan hemen sonra boş binaların temizliğinin yapılması okulları hijyenik kılmıyor maalesef. Temizlik derken birçok okulda velilerin temizlik maddelerini temin ettikleri, hatta ve hatta temizliği bizzat kendilerinin yaptığı temizlik. Okulları temizleyecek görevlilerin olmadığı, hijyen ortamının devlet tarafından değil de veliler tarafından sağlandığı bir hijyen anlayışından bahsediyorum sevgili okurlarım. Önlem bunun neresinde?

*

Henüz vicdani olarak temiz, insani olarak berrak, yönetimsel olarak şeffaf olunmayan bu süreçte çocuklarınızı yüz yüze eğitime yollamayı hala düşünüyor musunuz?

 

* * *

 

Eğitime Uzaktan Bakmak

Yüz yüze eğitim konusunda yıllarca sıkıntı yaşamışken uzaktan eğitimin dört dörtlük olmasını beklemek hayalperestlikten başka bir şey değil sanırım. Neden hayalperestlik olduğuna buyurun buradan bakalım

*

Biz her şeyi trajikomik olarak görsek de Milli Eğitim Bakanımızın penceresine de bir göz atmalıyız. Ülkedeki her konuda başarılı olunduğuna inanıldığı yönetim anlayışımız bu defa da dünya ülkelerine bakıldığında gelinen durumun kendileri açısından memnuniyet verici olduğunu ifade etmişler. Buna ek olarak salgın bitse de (eğitime uzak) uzaktan eğitimin kalıcı olacağı açıkladılar. Tüm bu açıklamalardan sonra Avrupa bizi kıskanıyor açıklamasını bültenlerde son dakika haberi olarak görmeyi beklemedik değil…

*

Velilerin %97’si uzaktan eğitimi yeterli bulmuyorken, %78’ uzaktan eğitimi verimli bulmuyorken, yine velilerimizin %84’ü çocukların uzaktan eğitimden yeterince yararlandığını düşünmüyorken bizler nasıl bir yol kat etmiş olabiliriz sevgili okurlarım?

*

Bu düşüncelerden sonra akıllara şu soru geliyor. Bu oranlara bakılınca adaletten, fırsat eşitliğinden söz edilebilir mi? Bir tarafta EBA derslerine girebilen, internet erişiminde sorun yaşamayan öğrenciler varken diğer tarafta ardı arkası kesilmeyen sorunlar yaşayan öğrencilerin aynı konulardan, aynı yazılılılardan, aynı sınavlardan sorumlu olmaları adil midir sevgili okurlarım?

*

İşin bir de işçilik boyutu da var. Okula gitmediği için işçi olarak çalıştırılan, disiplinli olacaklarına inanılıp bir ustanın yanına çırak olarak verilen öğrencilerin sayısında da artış olduğu gözlemleniyor. Tarlada çalışıp bir yandan da derslerine girmeye çalışan çocuklar ile evde derslerine girip derslerine çalışan çocuklar eşit midir? Adalet bunun neresinde?

*

Adil bir süreçten geçilmediğini düşünen öğrenciler her gün binlerce hatta milyonlarca twit atıp seslerinin duyulmasını istiyorlar. Eleştirmek, konuşmak, dikkate alınmak en çok gençlerin hakkıdır diye düşünüyorum. Çünkü onlar ki yarınlarımızın en güzel temellerini oluşturmaya çalışan ve bunun için çaba sarf edenlerdir.

*

Z kuşağı olarak adlandırdığımız gençlerimiz çok dinamikler ve çok hırslılar. Onların dinamikliklerini ve hırslarını ellerinden almak yerine onların söylemlerine kulak vermeli, tepkilerini ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum.

*

Sorunlardan mustarip olan gençlerimizin ülke yöneticilerinden iki talebi var. Birincisi eğitim haklarını sonuna kadar adil bir şekilde kullanmak. İkincisi sadece seçim dönemlerinde değil, hayatlarının her alanında düşüncelerinin karşılık bulduğunu görebilmek.

*

İlk yazımı bir genç yazar olarak ülkemizin en büyük yol göstericisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri ile bitirmek istiyorum:

“Gençliği yetiştiriniz. Onlara bilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Özgür fikirler uygulamaya geçtiği zaman, Türk milleti yükselecektir.”

Saygılarımla…

 

 

ETİKETLER: , ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Alper G dedi ki:

    Eğitime uzaktan bakmak daha güzel anlatılamazdı.. Çok özel bi yazı olmuş ellerinize sağlık..

  2. Metin dedi ki:

    Kalemine sağlık çok başarılı bir yazı olmuş

  3. Eda Gizem Çevik dedi ki:

    Gerçekten adalet bunun neresinde dediğimiz bir başka konuya çok güzel değinmişsiniz. Emeğinize sağlık 👏🏻