gop gaziosmanpaşa ak parti chp iyi parti mhp
DOLAR
8,2364
EURO
10,0327
ALTIN
484,91
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
24°C
İstanbul
24°C
Gök Gürültülü
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
19°C
Salı Az Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C

Alican Kösedağ

1994 yılında Bakırköy’de (İstanbul) doğdu. 2012 yılında İnönü Endüstri Meslek Lisesi’nden, 2015 yılında Ege Üniversitesi Makine bölümünden mezun oldu. Halen, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Atatürk Üniversitesi’nde Acil Durum ve Afet Yönetimi eğitimine devam ediyor. Özel bir şirkette Proje Yönetim Uzmanı olarak görev yapan Kösedağ, daha önce Milliyet ve Radikal'in blog sayfalarında, bilgievi ve teknofaresi isimli sitelerde yazarlık yaptı. Seyahat ve kamp ile ilgili de kendi bloğunda yazılar yazan Alican Kösedağ Gaziosmanpaşa Karadeniz Mahallesi'nde ikamet ediyor.

Batı bizi bir gecede bir senelik peşin kıskandı

21.03.2021
0
A+
A-

Toplumsal cinsiyet eşitliği Türkiye’de neden sağlanamıyor?

Ataerkil bir yapıda yetiştirilen çocukların olduğu toplumda, sırf kadın olduğu için eğitim ve öğretim hakkı elinden alınan, sırf kadın olduğu için yakılarak katledilen, tecavüze uğrayan parçalara ayrılan ve üzerine hala zulme uğrayan katledilen kadınlarda suç emaresi arayan “insanlar” ile uygulanamayacak bir durum bu.

Bu ülke; katledilen, cinsel istismara, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakılan kadınlar için sosyal medyada popülerlik yaratmak için duyar kasıp; aynı yanlışları çevresindeki kadınlara uygulayan erkek egemen kadroyla dolu.

Her şey aile içi eğitimde başlar

Aile içi eğitimde “eğitim” zihinde başlamalı ve başlatılmalı.

Erkek çocuklarınızı kız çocuklarına aileler arasında yakıştırmayı bırakmakla başlayabilirsiniz.

Erkek olduğu için her istediği şeyi yapamayacağını, kız çocuklarıyla hiçbir farkı olmadığını anlatarak ve öğreterek başlayabilirsiniz.

Yol çok basit.

Tüm bunlardan uzaklaşıp erkek çocuklarının kız çocuklarından üstün olduğu hissiyatini ve öğretisini çocuklarınıza verirseniz maalesef geleceğin şiddet dolu erkekleri ile kadınlarımızı baş başa bırakırsınız.

Çocuklarınız aile içi eğitimlerini yeterli şekilde almaz şiddet dolu bir ortamda büyür ise birçok psikolojik rahatsızlıklarla karşılaşabilir ve bunu yaşları ilerledikçe kendi içlerinde çözmeleri veya sizlerin çözmesi tamamen güçleşir.

Bu psikolojik rahatsızlıklardan biri de paranoid bozukluk yani halk dilinde “Kişilik bozukluğu.”

Paranoid kişilik bozukluğu tam da bahsetmek istediğim konuyla örtüşen bir problem.

Bu rahatsızlığın mevcut olduğu kişilerde: aşırı güvensizlik ve şüphe bu hastalığı en iyi ifade eden iki kelimedir. Paranoyak kişilikleri olan insanlar başkalarına nadiren güvenir ve zararsız yorum ve davranışları kötü niyetli olarak yanlış anlama eğilimleri mevcuttur.

Ve her psikolojik rahatsızlık içerisinde bulunan kişiler gibi yaptıklarını kabul etmeyecek ve kendilerinin çok özel kişiler olduklarını iddia edeceklerdir.

Şiddete meyilli olduklarından çevresine büyük zararlar vereceklerdir.

Hakkımızı savunabilecek miyiz?

Elbette tüm bu zararı veren kişilerin hukuk çerçevesinde indirim hali almadan yargılanarak cezasının verilmesiyle devam edilebilmelidir.

Fakat ülkemizde son yıllarda artış gösteren ve artmaya da devam eden Kadın cinayetlerinde – kadın şiddetlerinde “haksız tahrik” veya mahkemede “iyi hal” durumlarıyla suçlunun cezasında indirimine gidilmektedir.  Bu bağlamda hukuka güvenini zamanla kaybeden ve kaybetmeye devam eden bir birey olarak haklarınızı ne denli savunabileceğiz bilmiyorum.

Bir hakim düşünün ki 2 yıl boyunca tecavüze uğrayan zihinsel engelli bir kadın bağırmadığı için “rızası var” kararıyla suçluyu serbest bıraktı bu ülkede;  ve dahası var.

İşte ülkemizde tecavüzcülerin aldığı bazı iyi hal indirimleri:

  • Tecavüz edip, sonra da “zaten bakire değildi” indirimi alan var.
  • Bağırmadıysa rızalığı var indirimi.
  • Sokakta tanımadığı birine saati soran eşini delik deşik ederek öldürüp “cilve yaptı” indirimi alan var
  • Kadın programında, “babam bana tecavüz etti” diyen kızını öldürüp “babasını kamuoyunda mahcup etti” indirimi alan var
  • Mahkemeye takım elbiseyle geldi diye “iyi hal” indirimi alan tecavüzcüler var
  • ‘Tecavüzü tamamlayamadım, erken boşaldım’ diyerek indirim alan tecavüzcüler var
  • Tecavüz sanığı mahkemede sessiz ve saygılı davrandı diyerek indirim alan var
  • Tecavüz ederken yakalanan adam, tecavüz tamamlayamadığı için “yarım kaldı” indirimi alan var
  • Tecavüzünü kameraya kaydeden sanık “eski sevgilisiymiş” indirimi alan var
  • Tecavüz edip “ruh sağlığı bozulmadı raporu”yla indirim alan var

 

Bir gecede ne değişti?

Ülkemizde İktidar partisinin önayak olduğu, Avrupa Konseyi’ne sunduğu, 40 ülkeye imza attırıp 35’ine onaylattığı İstanbul Sözleşmesini 11 Mayıs 2011 yılında ilk imzalayan ülke olarak tarih sayfalarında yerimizi almıştık.

Bir süredir kadın cinayetlerinden sonra tartışmaların tek odak noktası haline gelen İstanbul Sözleşmesi’nin karşısında, sözleşmenin hükümlülüklerini yerine getiremeyen iktidar yetkilisi tarafından bir gecede Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tam 10 yıl sonra İstanbul Sözleşmesinden ayrıldığını resmi gazetede duyurdu.

Aslında bu iktidarın planlı ve ideolojik bağlamda birliktelik sağladığı tarikat, cemaatçi kişilerle birlikte almış oldukları karardı.

Yani demem o ki bir gecede alınan karar değil zaten kararı verilmiş ve açıklamayı bekledikleri bir husustu.

 

Geçmişten bazı kesitler

Bazı kesitlerim var sizler için. Kadınların davasına destek olmasını beklediğimiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yani iktidarın TEK yetkilisinden.

“Ben za­-ten ka-­dın er-­kek e-şit-li-ği-ne inan­mı­yo­rum.”

“Bir ta­-ne kız mı­-dır, ka-­dın mı­-dır bi­-le-­mem.”

“Ka-­dı-­na şid-­det a-bar-­tı-­lı-­yor.”

“Yal­-nız bı­-ra-­kı-­lan ya da­-vul-­cu-­ya ya zur­-na-­cı-­ya.”

Yazımın başında belirttiğim bir cümle vardı hatırladınız mı?

Zihinde başlamalı.

 

Sevgili okur.

İktidar partisi cephesinden bu şekilde verilebilecek örneklerim epey fazla. Fakat İstanbul Sözleşmesi Kararnamesi’nde imzası olan, tek karar ve imza merci pozisyonunda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı sözleri kadına şiddet konusunda iktidar partisinin bakış açısını açıkça göstermektedir.

Zaten Toplumsal Cinsiyet Eşitliği endeksinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2020 raporuna göre 153 ülkenin bulunduğu sıralamada Türkiye 130. Sırada! Bu rapor da tek bir kriter üzerinden değil; kadınların ekonomiye katılımı, fırsat eşitliği, eğitim imkanları, sağlık ve kadının siyasi güçlendirilmesi gibi konular üzerinden yapılıyor.

 

Hazır batı bizi kıskanıyorken onlar ne durumdaymış bir bakalım!

Batı Avrupa, ortalama yüzde 76,7 ile cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Türkiye’nin de yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, yüzde 60,5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride.

Batı bizi bir gecede bir senelik peşin kıskandı!

Peki şimdi ne olacak?

Elbette ki sözleşme var olsun olmasın toplumsal cinsiyet eşitçiliği için kadınlarımızın mücadelesine ortak olmaya, ilgili kararname kararından dönülmesi için hukuksal mücadelelere destek olmaya ve kadına şiddete HAYIR demeye devam edeceğim.

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız!

ETİKETLER: , ,
Yazarın Diğer Yazıları
30.04.2021
Yorumlar

  1. Ayşegül Deniz dedi ki:

    Müthiş bir değerlendirme olmuş emeğine sağlık ablacım

  2. Sevil Tasdelen dedi ki:

    Kalemine saglik, cesur yurekli bir koşe yazari

  3. Meftune tekbilek dedi ki:

    Bir kadın olarak söylüyorum kalbine kalemine sağlık.. 🙂

  4. Seher dedi ki:

    Şahane bir kalem… yüreğinize sağlık

  5. Recep Zengin dedi ki:

    Cansın senle gurur duyuyorum kardeşim

  6. Recep dedi ki:

    Yazılarının devamını bekliyoruz başarılar kardeşim